Burhanettin DURAN

Sabah



Bookmark and Share

“Avrupa’nın geleceğini” Londra’da tartışmak


10.1.2017 - Bu Yazı 353 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Dün, AB Bakanlığı'nın davetlisi olarak Londra'da "Avrupa'nın geleceği" üzerine bir toplantıya katıldım. Türkiye ve Birleşik Krallık gazetecileri Avrupa'nın sorunları ve Türkiye-AB ilişkileri üzerine fikir alışverişinde bulundu. Sabah, Daily Sabah, AHaber, Anadolu Ajansı, Milliyet, CNN Türk, TRT World, The Times, The Independent, The Guardian, The Daily Telegraph ve Reuters temsilcileri katılımcılar arasındaydı.

Kritik konular Türkiye'nin Rusya ile ne tür bir yakınlaşma içinde olduğu, Batı ittifakı içindeki yeri, geri kabul anlaşmasının kaderi ve Kıbrıs'ta çözüm olasılığı idi. Özellikle 3 milyon Suriyelinin Avrupa kapılarına dayanmasının bir "kâbus senaryosu" olarak değerlendirildiğine şahit oldum. Ancak AB'nin vize muafiyeti için terörle mücadele yasasını değiştirme ısrarının yanlışlığını muhataplarımıza ilettik.

***

Kuşkusuz toplantının en ilginç yanı AB'nin geleceği üzerine fikir yürütenlerin AB ile ilişkilerinin "belirsiz" bir pozisyonda olmasıydı. 50 yılı aşkın entegrasyon arayışı yorgunu Türkiye ile AB'den ayrılmaya yeni karar vermiş Birleşik Krallık'ın birbirinden öğrenecekleri dersler var.
Şimdilik farklı sebeplerden de olsa iki ülkenin pozisyonları büyük benzerlik arz ediyor. Ve Ankara'nın AB'ye olası üyelik formunun Londra'nın AB'den çıkış için bulacağı formül ile ilişkilenmesi de kuvvetle muhtemel.

***

Londra'nın ana gündemi martta başlayacak AB'den çıkış sürecinin yönetilmesi. İki senaryo var:
1) Sert Brexit: Alternatif bir anlaşma sağlanmadan ortak pazardan çıkışın hızlı şekilde gerçekleşmesi.
AB ortak pazarına erişimden vazgeçilirken sınır kontrolleri, göç ve ticaret anlaşmalarında tam yetki kullanılıyor. Ancak bu seçenek belirsizlik yarattığından başta finans olmak üzere iş dünyasını kaygılandırıyor.
2) Yumuşak Brexit: Mevcut ortak pazara benzer bir anlaşmayı elde ederek daha uzun süreli bir ayrılış. Bu senaryoda ülkeye gelecek yabancıları sınırlandırma temelinde mal, hizmet, sermaye ve kişilerin serbest dolaşımına sıcak bakılıyor.
Brexit'in etkisinin "çok vitesli Avrupa" formunda esnek bir bütünleşmeyi getirme ihtimalinin yüksek olduğunu düşünenlerdenim. Yine de AB'nin motoru Almanya ve Fransa'nın dünyadaki yeni trendlere vereceği cevap çok önemli: Ekonomik korumacılık, yükselen aşırı sağ, popülizm, Trump yönetiminin transatlantik ilişkilere yaklaşımı ve yeni ABD- Çin- Rusya denklemi gibi.
Dahası, Trump ABD'sinin Avrupa ile nasıl bir ilişki geliştireceği ve ABD- Rusya ilişkilerinin Avrupa'ya yansımalarının ne olacağı kritik önemde ve halen belirsiz. Yani Avrupa başkentleri de Trump'ı bekliyor.

***

Toplantının ideolojik etiketlemelere değil de oldukça stratejik ve rasyonel bir tartışmaya sahne olması sevindiriciydi. Türkiye'nin Batı ittifakındaki geleceği konusu da aynı soğukkanlılıkla ele alındı.
Ankara'nın Moskova ile işbirliğinin kendi milli çıkarları bağlamında yürüdüğünü, bunun Türkiye- Batı ilişkilerine alternatif olmadığını konuştuk. Ancak Batı başkentlerinin ittifak ilişkisinin gereğini yerine getirmemesinin yeni bir arayışı zorunlu kıldığına işaret edildi.
Görünen o ki sadece Londra değil; diğer Avrupa başkentleri de yeni bir ABD- Rusya denklemine hazırlanmak zorunda.
Türkiye bir anlamda değişecek ilişki tarzının öncüsü durumunda. Ayrıca, Suriye'de ateşkes ve Astana Süreci'nin Batılı ülkeleri dışarıda bırakmasının rahatsızlığını sorularda hissettim. Hatta Batı'nın Suriye'de hiçbir politikasının olmadığını, Türkiye'nin rasyonel bir tercihle iç savaşın çözümünü aradığını belirten analizler dinledim.
Batı'nın temsil edemediği değerleri ve pozisyonu Rusya ile ilişkilerde bir şekilde Türkiye'nin üstlendiğini söyleyen gazeteciler oldu. Ezcümle, Avrupa'nın geleceğinin belirsizliğini ve Türkiye'nin aktörlüğünün önemini idrak etmek için Londra'da olmak önemliydi.

Facebook Yorumları

reklam
24.6.2017
Körfez’in vahim hatası
23.6.2017
Suud’da veliaht değişimi
20.6.2017
Obama’nın izinde Trump ne yapabilir?
17.6.2017
Katar krizinin gidişatı ve öğrettikleri
16.6.2017
CHP’nin yürüyüşü ve ‘20 Temmuz darbesi’ söylemi
13.6.2017
Bölgesel güçlerin büyük sınavı kapıda
10.6.2017
Onurlu bir uzlaşma için verilen destek
9.6.2017
Katar krizi ve Ortadoğu’ya “Trump etkisi”
6.6.2017
Londra Köprüsü’nden Katar’a terör ile mücadele
3.6.2017
Trump, İran’ı çevreleyebilir mi?
2.6.2017
DEAŞ sonrasının kavgası yaklaşıyor
30.5.2017
Merkel’in “endişesi,” Avrupa’nın “kaderi”
27.5.2017
AB ile de “ihtiyatlı iyimserlik”?
26.5.2017
Trump’ın Ortadoğu turu ve Brüksel Zirvesi
23.5.2017
AK Parti’nin geleceği, Erdoğan’ın yolu
20.5.2017
Anahtar “Dinamizm ve Değişim” ısrarında
19.5.2017
Zirvenin ardından Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceği
16.5.2017
Zirve öncesi Trump’a iki zıt öneri
13.5.2017
Erdoğan-Trump zirvesi hâlâ önemli ama...
12.5.2017
Obama’dan Trump’a kalan tercih
9.5.2017
Trump’ın tercihi ne olmalı?
5.5.2017
Soçi’den Washington’a satranç hamleleri
2.5.2017
Yeni Delhi’de “dünya 5’ten büyüktür”
28.4.2017
Mayıs ayının sıcak gündemi
25.4.2017
Son etaba giderken partiler
22.4.2017
16 Nisan sonrası dış politika
21.4.2017
Artık sonuç değil süreç önemli
18.4.2017
Sonuçlara hangi pencereden bakmalı?
15.4.2017
Kampanyanın son durağında “üniter yapı” mesajı
14.4.2017
17 Nisan ve sonrası
11.4.2017
Suriye’deki gidişat ve Türkiye’nin tercihi
8.4.2017
Füze saldırısı bir başlangıç mı?
7.4.2017
Kimin “kontrollü” darbesi?
4.4.2017
‘Hayır’cıların korkusu: Gizli ‘evet’çiler
1.4.2017
“Zor kararlar zor seçimler...”
31.3.2017
Son on beş gün...
28.3.2017
‘Hayır’cılar tüm kozlarıyla sahada
25.3.2017
ABD ve Rusya YPG’yi koruyabilir mi?
24.3.2017
Asıl soru, “ya hayır çıkarsa?”
21.3.2017
Gözlerini 15 Temmuz’a diktiler
18.3.2017
Batı’nın Türkiye politikası değişmek zorunda
14.3.2017
Hollanda ile kriz ve Avrupa’nın geleceği?
10.3.2017
CHP’nin yeni “korku” siyaseti
7.3.2017
AB’nin referandum tavrı
4.3.2017
Milli Kültür Şûrası izlenimleri
3.3.2017
Erdoğan, karargâh ve 28 Şubat
28.2.2017
“Kurtuluş Savaşı” söylemi kime yarar?
25.2.2017
Kritik soru: Neden şimdi?
24.2.2017
Yumuşama ve “şahıs değil sistem” söylemi
21.2.2017
Kampanyalarda etkili dil hangisi?
18.2.2017
Bölgede sağduyunun sesi olmak
17.2.2017
Körfez’le işbirliğinin imkân ve sınırları
11.2.2017
“Rakka müzakereleri” neyin habercisi?
10.2.2017
CIA direktörünün Türkiye ziyaretinin anlamı
7.2.2017
Referandum sürecinde “Erdoğan” faktörü
4.2.2017
Erdoğan’ın hassasiyeti
3.2.2017
Merkel’in derdi ve hatası
31.1.2017
Trump’a nasıl bakmalı?
28.1.2017
ABD’nin Suriye’ye “Acil Dönüş” Hamleleri
27.1.2017
Erdoğan’ın Doğu Afrika seyahati
24.1.2017
Referandum: Gelen dünyanın kaosunu karşılamak
22.1.2017
Trump’a Türkiye yolunda kurulabilecek tuzaklar
20.1.2017
Cumhurbaşkanlığı sistemine geçiş ve “beka” meselesi
17.1.2017
Trump’ın tercihi: Rusya mı Çin mi?
14.1.2017
Trump’lı ABD’nin yeni rolü
13.1.2017
Obama’nın mirası, Trump’ın farkı
10.1.2017
“Avrupa’nın geleceğini” Londra’da tartışmak
7.1.2017
Irak’la yeni dönem arayışı
6.1.2017
Terörle mücadelede kritik yıl
4.1.2017
Reina katliamı ve “hayat tarzı” tartışması
31.12.2016
2017’nin siyasi falı
30.12.2016
Ateşkesten Astana barış sürecine...
27.12.2016
Rusya ve ABD arasında dengeyi bulmak
25.12.2016
El Bab kararlılığı
23.12.2016
Suikastın gölgesinde “Astana Süreci”
20.12.2016
PKK’nın intihar saldırıları ve yanılgısı
17.12.2016
Suriye’de “ateşkes” Irak’ta “sıcak” dönem mi?
11.12.2016
Batı’ya mı Avrupa’ya mı “Elveda”?
6.12.2016
Avrupa’da liderlik krizi ve İtalya
4.12.2016
Halep düşerse...
2.12.2016
“Cumhurbaşkanlığı sistemi”nin kurucu misyonu
29.11.2016
Önümüzdeki 10 ay kritik!
27.11.2016
Suriye’deki mücadelenin matematiği değişecek!
25.11.2016
Avrupa Parlamentosu’nun anlayamadığı...
22.11.2016
Erdoğan’ın Batı ile “hayal kırıklığı”?
19.11.2016
Avrupa ile nereye?
18.11.2016
Değişen “hükümet sistemi” mi “rejim” mi?
15.11.2016
AB ne yaptığının farkında mı?
12.11.2016
Trump’ın Ortadoğu’ya ve Türkiye’ye etkisi
11.11.2016
Trump’ın zaferi dünyayı nasıl etkiler?
8.11.2016
Trump şimdiden yaptı yapacağını!
5.11.2016
HDP bu noktaya nasıl geldi?
4.11.2016
Almanya anlamamakta ısrarcı!
1.11.2016
Bölgeyi sıcak bir kasım bekliyor
29.10.2016
CHP’nin “beka” söylemi tutmaz!
28.10.2016
Peki ya Türkiye’nin geleceği nerede?
25.10.2016
Bölgenin geleceği sekülerizm mi?
21.10.2016
Neden “yeni güvenlik” politikası?
18.10.2016
Musul operasyonu ve Deaş sonrası dönem
14.10.2016
Neden yeniden başkanlığı tartışıyoruz?
11.10.2016
“Yeni Irak” Türkiye’yi çok ilgilendirir!
1.10.2016
Erdoğan Erdoğan’dır; ne Abdülhamit ne Mustafa Kemal!
30.9.2016
Halep krizi nereye gidiyor?
27.9.2016
Amerikan karşıtlığı kimin sorunu?
24.9.2016
Washington’daki dağınıklık bir fırsat olabilir
23.9.2016
Müttefik mi yerel partner mi?
20.9.2016
Türkiye Suriye’de nereye kadar ilerler?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.