Uzmanlar yoksulluk intiharlarını değerlendirdi: 'İntihar eden kişilerin yüzde 80’inde bu var'

8.11.2019 - Bu Yazı 180 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Uzmanlar yoksulluk intiharlarını değerlendirdi: 'İntihar eden kişilerin yüzde 80’inde bu var'

 “İnsanın her gün yaptığı en iyi şey, intihar etmemeye karar vermektir” der Albert Camus. 

Yaşanılan yerin sağlık üzerindeki etkisi tıbbın en eski konularından biri. Dünyadaki farklı fiziki, biyolojik, çevresel, ekonomik, sosyal ve kültürel koşullar sağlığı etkiliyor. Dünya Sağlık Örgütü, dünyada her 40 saniyede bir intiharın, her 3 saniyede ise bir intihar girişiminin gerçekleştiğini, son 45 yılda intiharların yüzde 60 civarında arttığını ve intiharın tüm dünyada ilk 10 ölüm nedenleri arasında yer aldığını bildirmektedir.

Fatih’te dört kardeşin toplu intiharı, gözleri son 17 yılda yaşanan intiharlara çevirdi. Molla Gürani Mahallesi Oğuzhan Caddesi'nde bulunan bir binanın birinci katında yaşanan ve 48 yaşındaki Cüneyt Yetişkin, 54 yaşındaki Oya Yetişkin, 60 yaşındaki Kamuran Yetişkin ve 56 yaşındaki Yaşar Yetişkin'in ölümüyle sonuçlanan toplu intiharın sebebi olarak, ‘parasızlık ve birikmiş borçlar’ gösterildi. Bakkala birikmiş borcu olan ve aylardır kiralarını ödeyemeyen Yetişkin kardeşlerin ölümlerinden sonra BEDAŞ tarafından elektrikleri kesildi. 

Yetişkin kardeşlerin yaşadığı son, Türkiye’de yoksulluk nedeniyle yaşanan ilk intihar vakası değil, belli ki son da olmayacak. Emine Akçay, üç yıldır Adana’nın Seyhan ilçesi Aydınlar Mahallesi'ndeki evinde yaşıyordu. Biri altı yaşında, diğeri altı aylık olan iki çocuğu vardı. Tarım işçisi olarak çalışan Emine Akçay, doğumuna yakın işini bırakmak zorunda kalmıştı. Bir yıldır işsiz olduğu aktarılan eşi, iki ay önce Osmaniye’nin Düziçi ilçesinde bir şantiyede iş bulup çalışmaya gitmişti. 14 Mart 2012 günü henüz 26 yaşındayken evinde yaşamına son verdi. Ölmeden önce saç kurutma makinesini çalıştırıp, büyük çocuğunun eline tutuşturmuştu. 

Barınacak bir yeri olmadığı için Roman vatandaşların kaldıkları çadırlardan birinde soğuktan ölen Ünzile Türkmen o vakaların öznelerinden biriydi. Beslenemediği için ölen 2,5 aylık Kübra Bakırcı ve en temel besinleri almaya maddi gücü yetmeyen ve bundan ötürü vücudu Kübra’yı besleyecek sütü dahi üretemeyen annesi Necla Bakırcı da. Hastalığı nedeniyle defalarca yardım istenilmesine rağmen ne bir ambulans ne de herhangi bir aracın hastaneye ulaştırmadığı ve en nihayetinde bir çuvala sığabilen cesedi babasının sırtında taşınırken basına yansıyan 1,5 yaşındaki Muharrem Taş’tan geriye sadece o fotoğraf kaldı. Çocuklarının dershane masraflarını ödeyemediği için hapishaneye giren Emine S. ve bu nedenle bunalıma girip intihar eden 18 yaşındaki oğlu Soner Semih S.’nin hikâyesini çok az kişi duydu. İşten atıldıktan sonra belediyenin önüne gidip kendini yakan Ulaş Akın; oğluna önlük alamadığı için intihar eden Cemal Can’ın detay olarak bile akıllarda kalmayan yaşamlarını da.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2002 – 2018 dönemini kapsayan 17 yılda 50 bin 378 kişi hayatına son verdi. Söz konusu dönemde, Türkiye'de her sene ortalama 2 bin 963, her ay 246, her gün 8 kişi intihar etti.

Son 17 yılda intihar edenlerin 5 bin 318'i aile içi sorunlar, 4 bin 481'i geçiş sıkıntısı, 10 bin 887'i hastalık, bin 4'ü ticari başarısızlık, 2 bin 412'si aşk ve istediği ile evlenememe, 3 bin 896'sı diğer nedenlerle hayatına son verdi. 21 bin 256 kişinin ise neden intihar ettiği bilinmiyor. Eğitim ve ticari başarısızlık nedeniyle intihar edenlerin sayısı azalırken, geçim sıkıntısı nedeniyle hayatına son veren kişi sayısında ciddi bir düşüş görülmedi.

Türkiye Psikiyatri Derneği’ne göre ise Türkiye’de intihar edenlerin sayısı geçtiğimiz yıl 3 bin 225 kayıp ile en yüksek rakama ulaştı. Son 20 yılın rakamı ise 40 bin. İntihar edenlerin yüzde 72’si erkek yüzde 28’i kadın. Ülkemizde yaklaşık her iki buçuk saatte bir kişi intihar ederek hayatını kaybediyor.

İşsizlik nedeniyle intihar edenlerin başında “atanamayan öğretmenler” yer alıyor. 2018’in ortasına kadar atanamadığı için intihar eden öğretmen sayısı 50’ye ulaştı. Atanamayan öğretmenlerin durumları ve intihar vakalarının araştırılması için CHP’nin çeşitli tarihlerde verdiği iki adet önerge reddedildi.

İntiharın yaygın olarak görüldüğü bir diğer kesim ise, sağlık emekçileri. AKP’nin hayata geçirdiği “Sağlıkta Dönüşüm Programı” nedeniyle, 2005’ten bu yana 460 sağlık emekçisi ise farklı sebeplerden ötürü intihar etti ya da intihara sürüklendi.

Türkiye’de veriler ne kadar saklanırsa saklansın, dünya çapında yapılan çalışmalar işsizlik ile intihar arasındaki ilişkiyi net biçimde ortaya koyuyor. Ekonomi ve intihar arasındaki ilişki kriz dönemlerinde daha açık bir şekilde görülüyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, işsizlik nedeniyle dünyada her yıl ortalama 45 bin kişi intihar ediyor. İntiharların yüzde 75’i orta ve az gelirli ülkelerde meydana geliyor.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden Bülent Öngören’in yaptığı Türkiye’deki intiharların sosyolojik analizine göre; ekonomik sorunlar ve haciz gelmesi, iflas, ev yıkımı, iş hayatında prestij kaybı gibi durumların, intihar ve intihar girişimlerinde tetikleyici olabiliyor. Araştırmaya göre; ekonomik sıkıntılar kadınlarda intihar girişimi davranışına yol açarken erkeklerde intihara neden olabilmektedir. 

Öngören; Nurgün Oktik ve Sergender Sezer ile birlikte imza attığı araştırmada intiharın hızla artan bir eğilim izlemesini, sosyolojik bir olgu olarak tespit ediyor ve bunun salt bireysel bir eylem olmadığını söylüyor: 

“İntihar ve intihar girişimlerini, bireyin içinde yaşadığı toplumdan soyutlayarak salt bireysel bir eylem olarak görmek yeterli değildir. Bireyi şekillendiren içinde yaşadığı sosyal çevredir. Birey, sosyalizasyon sürecinde içinde yaşadığı sosyal yapının kurallarına, değer ve normlarına göre şekillenir. Bireyin intihar ve intihar girişimi de bu nedenle ötekilerle bağlantılı bir eylem olup, bireyin sosyal koşullarındaki aynılık ya da farklılıktan kaynaklanmaktadır. İntihar bir yardım çağrısı olup, intiharı gerçekleştiren birey, çevresine daha önceden bir şekilde kurtarılması gerektiği mesajını vermiştir. İntihar eden kişilerin yüzde 80’i daha önce bundan söz etmişler ve çevrelerindeki kişilere kendilerine yardım etmeleri konusunda bir şans vermişlerdir.” 

Ekonomik sorunlar ve haciz gelmesi, iflas, ev yıkımı, iş hayatında prestij kaybı gibi durumların, intihar ve intihar girişimlerinde tetikleyici olabildiği görülmüştür. Ekonomik sıkıntılar kadınlarda intihar girişimi davranışına yol açarken erkeklerde intihara neden olabilmektedir.

CHP Emek Büroları’nın hazırladığı ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba’nın 27 Ekim 2018’de basına duyurduğu rapor “son beş yılda intiharların yüzde 300 arttığını” tespit ediyor. İşçi intiharlarının dünya literatüründe “karojisatsu vakası” olarak tanımlandığını ve borçlarını ödeyemeyen, yoğun iş temposu altında ezilen, işsiz kalma kaygısıyla yaşayan emekçilerin intihara sürüklendiğini vurgulayan Ağbaba, şu değerlendirmeyi yapıyor: “İntiharlar sadece mavi yakalılarda değil, beyaz yakalılarda da hızla artıyor. Sadece 2017 yılında üçü hekim, 53’ü hemşire, 66’sı diğer personelden oluşan 122 sağlık çalışanının intihar ederek yaşamına son vermesi bunun kanıtıdır.”

Yoksulluk ve intihar ilişkisi üzerine bir rapor hazırlayan CHP’li Tekin Bingöl de AKP iktidarıyla her dört gençten birinin eğitim ve iş imkânı bulamadığını belirtiyor ve şu bilgileri veriyor: “2013 yılında en az 15 işçi, 2014 yılında en az 25 işçi, 2015 yılında en az 59 işçi, 2016 yılında en az 90 işçi, 2017 yılında ise en az 89 işçi işyeri içinde (işyeri dışında ise işe bağlı olarak) intihar ederek yaşamını yitirmiştir.”

Çalışanların intihara yönelmelerin en önemli nedenleri arasında borç, mobbing ve işsizlik gibi gerekçelerin olduğunu söyleyen Bingöl, “İşçi intiharları, Türkiye’deki işsizlik rakamları ile paralel bir artış göstermektedir. AKP iktidarı ile olgunlaşan güvencesizleştirme politikalarıyla birlikte birçok öğretmenin ataması yapılmamış, eğitim sistemi öğretmenler ve öğrenciler de içinde olmak üzere alınıp satılan bir meta haline getirilmiştir. Ülkemizde banka çalışanlarından güvenlik emekçilerine, çiftçilerden inşaat işçilerine kadar birçok intihar yaşanmaktadır” diyor.

Bingöl tespitlerini şöyle sıralıyor:

“OECD’nin Mart 2018 verilerine göre OECD ülkeleri arasında en yüksek işsizlik 20,1 ile Yunanistan’da görülürken bu sırayı İspanya, İtalya ve Türkiye izlemektedir. Türkiye genelinde 15 yaş ve üstünde işsiz sayısı 2018 yılı Nisan ayı döneminde 3 milyon 291 bine ulaşmıştır. İşsizlik oranı ise 9.6 olmuştur. Umudunu kaybetmiş, çalışmaya hazır yurttaşlarımız ve zamana bağlı eksik istihdam edilenler de dahil edildiğinde gerçek işsizlik oranı yüzde 17.3’e, gerçek işsiz sayısı ise 5 milyon 872 bine ulaşmaktadır.” 

Hükümetin 16 yıldır işsizlikle ilgili politika üretememesinin insanların canına mal olduğunu öne süren Bingöl’e göre “İşçilerin büyük mücadeleler sonucunda elde ettikleri 8 saat çalışma ve sendikalı olma hakları ellerinden alındı, her geçen gün güvencesiz çalışma koşullarıyla yaşamları daha kötü hale getirildi.”

CHP raporunu doğrular bir şekilde intihar ile sosyal ve ekonomik süreçler arasında yakın ilişki bulunduğunu belirten Psikiyatrist Prof. Dr. Kemal Arıkan, savaş ve ekonomik çöküntü zamanlarında intihar olaylarının arttığını söylüyor: “Dünyayı etkileyen büyük savaş zamanlarında intiharların arttığını biliyoruz. Hatta konunun önemini ilk vurgulayan Sosyolog Durkheim, ileri giderek intiharın tamamen sosyal bir fenomen olduğunu iddia etmiştir. Sosyal, siyasal, ekonomik nedenler, maddeleşen insan ilişkileri, yabancılaşma, yalnızlaştırılma, işsizlik, ekonomik kayıplar, ağır hastalıklar, örneğin; şiddetli ağrıya yol açan bedensel hastalıklar ciddi birer faktördür.”

Arıkan “İntihar genelde depresyon göstergesidir. Doğrudan depresif ataklarda veya sınır kişilik bozukluğu gibi hallerin depresif dönemlerinde, ani ve büyük kayıplara bağlı depresyonlarda ortaya çıkar” diyor.

Fatih’te dört kardeşin toplu intiharını değerlendiren Psikiyatrist Sezai Berber’e göre ise, insanların kendilerini güvencesiz ve geleceklerini de belirsiz görmeleri yaşamdan topluca vazgeçmeye kadar götürüyor. Berber “Türkiye’de yaşanan adaletsizlik ve işsizlik intihar vakalarında artışa sebep oluyor. Ülkede ne hukuk ne de parlamento işliyor. İnsanların devlete güveni kalmadı. Adalete güvenememe, erozyona uğrayan toplumsal değerler, sağlık sisteminde ve eğitim sisteminde yaşanan yıkım her yaştan ve meslekten insanın intihara sürüklenmesine neden oluyor” diyor. 

İntiharın bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyleyen Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Yunus Hacımusalar da sosyal ve ekonomik problemlerin insanların ruhunda olumsuz etkiler yarattığını belirtiyor. Fatih’te yaşanan dramın bir insan hakkı ihlali sorunu olduğuna da dikkat çeken Hacımusalar şu uyarıları yapıyor: “İntihar, önlenebilecek bir davranıştır. İntiharın birincil düzeyde önlemesinde temel odak, toplum içerisindeki intihar eğilimlerini azaltmaktır. Birincil önleme, çevresel risk etkenlerinin azaltılması ve kişisel kaynakların artırılması ile mümkündür. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde belirtilen yaşam ve özgürlük olmak üzere sağlık, eğitim, yiyecek, barınma ve toplumsal hizmetlerin de içinde olduğu, sağlık ve esenliğe uygun bir yaşam düzeyine kavuşma; yasanın koruyuculuğundan eşit olarak yararlanma; barışçıl amaçlar için toplanma ve dernek kurma; evlenme, mal ve mülk edinme; çalışma, işini seçme özgürlüğü gibi temel ilkelere uyulması ile intihar davranışı önlenebilir.”

Kırklareli Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden Halil Tunalı ve Seren Özkaya, yapılan araştırmalara göre ekonomideki daralma dönemlerinin insan sağlığını olumsuz etkilediğini söylüyor. İkilinin yaptığı araştırmaya göre “Hayat standardı düşen kişiler ihtiyaçlarını karşılayamadıklarından ekonomik ve sosyal anlamda toplumdan izole olarak yaşamayı seçiyor, bu izolasyon çoğu zaman bireylerde intihar duygusuna neden oluyor.” 

Akademisyenler kendi yaptıkları araştırmada ise şu verilere ulaştıklarını belirtiyorlar:

“Türkiye’de 1980-2014 yıllarını baz alarak yaptığımız çalışmada işsizliğin intiharlarda etkili bir olgu olduğu hipoteziyle çalışmamıza başladık, yaptığımız ekonometrik testler de bu savımızı doğrular nitelikte sonuçlar verdi. VAR analizi yardımıyla yapılan çalışmada işsizlik ve intihar arasında çift yönlü anlamlı bir nedensellik ilişkisi saptadık. Araştırmamız sonucunda işsizliğin intiharlara neden olduğu, intiharlarında işsizliğe neden olduğu sonucu ortaya çıktı. İşsizliğin intihara neden olması beklenen bir sonuçtu. Fakat intiharların işsizliğe neden olması şaşırtıcı bir sonuç olarak ortaya karşımıza çıktı. Bunun sonucunda ‘İntihar nasıl işsizliğe neden olmaktadır?’ sorusu gündeme geldi. Bu soruya en uygun cevap yine intihar istatistiklerinde karşımıza çıktı. Ticari başarısızlık Türkiye’de intihara neden olan önemli bir faktör olarak bu istatistiklerde yerini almıştı. Ticari başarısızlık sonucu intihar eden bireylerin iş yerleri kapanmakta ve yanlarında çalışan işçiler ise işsiz kalmaktadır. Ekonomik krizin yaşandığı yıllarda ticari başarısızlıktan kaynaklanan intiharlar yüzde 26 gibi yüksek bir seviyeye çıkmıştır. Bu da intiharın işsizliğe neden olmasını açıklar niteliktedir.”

Dr. Semra Günay Aktaş da intiharlarla ilgili araştırmasında geçim zorluğu nedeniyle intihar eden erkeklerin yarısının 35-54 yaş aralığında olduğunu tespit etmiş. Bu gerekçeyle intihar eden kadınların yüzde 40’ının ise, 20-34 yaş aralığında olduğu sonucuna ulaşmış. 

Aktaş, “Ticari başarısızlık nedeniyle intihar eden erkeklerin yüzde 61’i, 35-59 yaş aralığındadır. Bu yaş aralığında en yüksek intihar ise 45-49 (yüzde 15) arasındadır. Kadınlarda ticari başarısızlık nedeniyle en yüksek intihar oranı yüzde 15 ile 20-24 ve 40-44 yaş gruplarındadır” diyor.

Okan Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Mustafa Sercan yoksulluk ve ekonomik kriz ile, insan psikolojisi arasındaki ilişkiyi şöyle tarif ediyor: “Ekonomik bunalımın ruh sağlığı üzerine etkilerini anlamak için şu cümleler ipucu olabilir: İş aramanın iş haline gelmesi, intihar, kirayı ödeyememenin ya da yiyecek bulamamanın kimin kusurundan kaynaklandığı ya da sıfırlar arttığı halde paranın alım gücünün azalması…” 

Ekonomik krizi depreme benzeten Sercan, Hans Falllada’nın ‘küçük adam’ına benzettiği yoksullar üzerinden örneğini şöyle açıklıyor:

“Ekonomik bunalım, toplumsal ve ekonomik yaşamda oluşan bir deprem olarak düşünülebilir. Deprem yer altındaki “görünmez güçler”in ve değişimlerin sonucunda ortaya çıkar, ekonomik bunalım büyük ekonomik merkezlerde “küçük adam”ın tanımadığı karar mekanizmalarınca alınan, dünya ya da ülke genelini etkileyen karar ve uygulamalar sonucunda ortaya çıkar. Her ikisinin ortak özelliği “küçük adam” için müdahale edilemez, denetlenemez oluşu, gerçekleştiğinde yaşamı güçleştiren ve sağlığı bozan geniş etkileri olması, tek atak ile kalmaması, “artçı”lar ile süregitmesi ama sonucunda “küçük adam”ların evini yıkması. Ekonomik bunalımda da deprem gibi ruhsal travmaya bağlı ruh ve beden sağlığı sorunları beklenir.” 

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’ndan Dr. Aruz Bozkurt da, Prof. Sercan ile aynı görüşte. Şunları söylüyor:

“Ekonomik kriz ve ruh sağlığı üzerine yapılmış çok sayıda çalışma var. Bunlara bakıldığında; işsizliğin ruh sağlığını olumsuz etkilediği, ruhsal hastalık oranını iki kata kadar arttırdığı, intihar gibi telafisi olmayan davranışlara yol açtığı, kayıt dışı çalışma oranlarını artırdığı ve buna bağlı olarak sağlık güvencesinin ortadan kalkması nedeniyle sağlık hizmetlerinden mahrum kalınmasına neden olduğu, beraberinde gelen yoksullaşma sonucunda özsaygıda azalma gibi şikâyet ve bulgulara yol açtığı, fiyat artışından dolayı genel alkol tüketiminin azalabileceği fakat alkollü madde kötüye kullanımının arttığı, uyku bozukluklarının görüldüğü gösteriliyor."

Facebook Yorumları

0 0
reklam
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  
Uzmanlar yoksulluk intiharlarını değerlendirdi: 'İntihar eden kişilerin yüzde 80’inde bu var'
...
  
Uzmanlar, Ulaştırma Bakanı ile aynı fikirde değil: Sinyalizasyon kesinlikle gerekli
...
  
Atatürk'ten 'evrim'e; yeni eğitim müfredatıyla neler değişecek, uzmanlar ne diyor?
Uzun süredir üzerinde çalışılan eğitimde yeni müfredatını, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz dün açık...
  
...
  
Türk-İş: Yoksulluk sınırı 4 bin 328 lira
Dört kişilik bir ailenin açlık sınırı Temmuz’da 1328 lira oldu. Yoksulluk sınırı 4 bin 328 lira ola...
  
Türkiye yoksullukta en kötü üçüncü ülke!
OECD’nin raporu dünyada yoksulluğun arttığını ortaya koydu. Türkiye’nin gençleri bu artıştan daha ço...
  
Uzmanlara göre halatın kopması mühendislik hatasından
İzmit Körfez Geçişi Köprüsü'nün catwalk'unda yaşanan halat kopması sonucu intihar eden Japon Mühendi...
  
...
  
...


EN ÇOK OKUNANLAR

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive