İbrahim Kahveci

Karar gazetesi



Bookmark and Share

Dolardan sorumlu Bakan...


12.1.2017 - Bu Yazı 382 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Gümrük ve Ticaret Bakanlığının son verilerine göre 2016 yılında 142 milyar 610 milyon dolar ihracat gerçekleştiren Türkiye, tam 198 milyar 577 milyon dolar da ithalat yapmıştır. Bu verilere göre 2016 yılında dış ticaretimiz 55 milyar 967 milyon dolar açık vermiştir.

Oysa bizim ihracat için sayamayacak kadar kurum ve teşviklerimiz var. Mesela “Türkiye İhracatçılar Meclisi - TİM” daha fazla ihracat için çalışıyor. TİM’in bir çok alt sektör ve kurumu da bulunmaktadır.

Ama daha fazla ithalat için bir tane kurum yoktur. Kimse de daha fazla ithalat için ek teşvik vermemektedir. Buna rağmen 2016 yılında ihracattan yüzde 39,2 daha fazla ithalat yapmış olduk.

***

Türkiye, 2001 yılında IMF liderliğinde yazılan ekonomi  programı ile dışa bağımlı-cari açık veren bir model uygulamaktadır. Yaklaşık olarak her yıl 30-40 milyar dolar arasında cari açık veriyor ve bu parayı yurtdışından bir şekilde alıyoruz. Tabii ki cari açığın büyük kısmını dış borç olarak kapatıyoruz.

Veya daha açık anlatımla ifade edecek olursak olay şu şekilde gelişiyor: Biz kazanmadığımız malları ithalat yolu ile satın alıp tüketiyoruz. Tükettiğimiz bu fazladan yabancı mallar karşılığında da yine yabancılardan gidip borç alıyoruz.

Biz yabancının malını tükettikçe, yabancı da bize borç veriyor. Biz de borç aldıkça daha çok yabancının malını tükettik. Ve böylece 14 yılda 544,5 milyar dolar cari açık verdik. Sonuç olarak dışa bağımlı bir ekonomik modeli ısrarla uygulamaya devam ediyoruz.

***

2003 yılında Türkiye’nin dış borcu 144 milyar dolardı. Bugün ise (2016 3.Ç) 417 milyar dolara ulaşan bir dış borca ulaştık. Dış borçlar 2003-2016 arasında 273 milyar dolar artış göstermiştir.

Dış borçlanmada ise asıl yük özel sektörün sırtına binmiştir. 2003 yılında 48 milyar 951 milyon dolar olan özel sektör dış borcu, 2016 yılında 293 milyar 692 milyon dolara ulaşmıştır. Özel sektörün dış borcundaki artış oranı tam yüzde 600 olmuştur. Veya bir başka ifade ile özel sektör dış borcu 2003-2016 arasında tam 6 kat artmıştır.

Şimdi bütün bunları neden yazıyorum? Hatta defalarca verdiğimiz bu rakamları yeniden neden pişirip servis ediyorum?

Tek bir nedenden dolayı...

Bugün dolar, avro almış başını gidiyor. Ama ortada bu sorunu sahiplenen bir tane sorumlu göremiyoruz. Kimse dolardaki yükselişin getireceği zamları, maliyetleri üstlenmiyor.

***

Moody’s dolardaki artışın firmaları etkileyeceğini, bununun üzerinden de bankaların etkileneceğini belirtiyor. Verdiğimiz cevap “olmaz öyle şey....”

Nasıl olmaz ki?

2002 yılında reel kesimin döviz açık pozisyonu 6 milyar 538 milyon dolardı. Ekim 2016 itibari ile reel kesimin dış açık pozisyonunun ulaştığı seviye tam 212 milyar 602 milyon dolara ulaşmış.

6,5 milyar dolar açık nerde...

212 milyar dolar açık nerde.

Bakın bakalım aynı dönemde GSYH ne kadar artmış?

Merkez Bankası verilerine göre 30 Aralık itibari ile verilen krediler 1 trilyon 687 milyar liradır. Bu kredilerin de 554 milyar lirası ise yabancı para üzerinden verilmiştir. Yani kur arttıkça yabancı paraya dayalı kredi ve dış borçlar da artmaktadır.

***

Bugün ihracattan daha fazla ithalat gerçekleştiriyoruz. Hatta bir malı üretmek-ihraç etmek veya yurt içinde satmak için de yaklaşık yüzde 80 oranında ithal mal kullanıyoruz.

Anlayacağınız o ki,  dış borç ve yabancı para kredisi olmasa dahi dolardaki artış doğrudan soframızı etkiliyor. Doğrudan satın aldığımız her ürüne maliyet olarak yansıyor. Köprüler-otoyollar bile artık dolara bağlanmadı mı?

O zaman neden dolardaki veya eurodaki bu artışı sahiplenmiyoruz?  Ortada ciddi bir umursamazlık var.

Bir dönem Güneş Taner dolardaki yükseliş için “benim namus meselem” demişti. Dolardaki yükselişi frenleyeceğini ileri sürerek, sorunu üstlenmişti. Ama bugün en büyük sorunlarımızdan biri de işte burası: Sorunu kimse üstlenmiyor. Kimse elini taşın altına koymuyor.

Hatta ve hatta “dolar yükseldi” demek bile nerede ise suç kabul ediliyor. Yaptığımız tek şey “yabancılar operasyon çekiyor” demekten öteye geçmiyor. İyi de yabancıların hareketine baktığımızda ortada 2-3 milyar doları aşmayan bir çıkıştan başka bir şey yok. Sahi nerde o operasyon çeken yabancılar? Bari buna bir cevap veren olsa...

Bugün, Türkiye ekonomisi için “yabancılar operasyon çekiyor” kelimesi en zayıflatıcı cümledir. Biz yıllarca “büyük ekonomi” söyleminde bulunmadık mı? O zaman 2-3 milyar dolarla operasyon çekilen bir ülke konumuna ne zaman geldik?

Yeniden söylüyorum. Sorun dışarıda değil, bizde. Türkiye 2-3 milyar dolarla yıkılacak ülke değildir. Sorunu görelim ve çözüme gidelim lütfen.

Facebook Yorumları

reklam
28.3.2017
Bugün konuşmak...
27.3.2017
Milyonlarca kişi işini kaybetmeye hazır mı?
25.3.2017
Güneşe %102 vergi
23.3.2017
‘Çılgın’ değil akıllı proje yapalım
22.3.2017
Elektrik fiyatları neden düşmez?
21.3.2017
Elektrik de yok ucuzluk da yok
20.3.2017
Ruslardan S-400 alıyoruz ama salatalık bile satamıyoruz
17.3.2017
Dokunmayın sanayicilere
16.3.2017
Maliyede bir şeyler oluyor
10.3.2017
Elektriğe %20 gizli zam
9.3.2017
Örtülü elektrik zammı örtülü faiz artırımı
8.3.2017
Jandarma ile fabrika kapattıran ülke
6.3.2017
Asgari ücret ürün bazında ne oldu?
4.3.2017
Dolar artıyor ama...
2.3.2017
Faydasız devalüasyon
1.3.2017
Yönetim ve refah payı
28.2.2017
Yönetim fiyatı!
27.2.2017
Nasıl para kazanılır?
25.2.2017
Sistem değişince köprüler ucuzlayacak mı?
23.2.2017
Güç ve ekonomik büyüme
21.2.2017
Cayma hakkı!
20.2.2017
Ekonomik sıkıntıda ‘sızan su oranı’
17.2.2017
Gelecek satışı
15.2.2017
Rakamlar öyle söylemiyor
13.2.2017
Valilerin istihdam seferberliği
9.2.2017
Şu faiz meselesi
7.2.2017
Varlık Fonu ile Lirayı savunma gücü
6.2.2017
Daha çok tüketim daha çok kredi
2.2.2017
Nüfus yapımız ve Türkiye’nin gücü
1.2.2017
Odalarda ışıksızım
31.1.2017
Sanayicilerin çok mutlu olduğu ülke
30.1.2017
Bu ülkenin KARAR ihtiyacı
28.1.2017
Sayın Bakanım lütfen başarın
27.1.2017
Dolar tehditle düşer mi
26.1.2017
Cebimize para konulmasın yolumuz açılsın yeter
25.1.2017
Neşemizi bozmayalım!
24.1.2017
Keşke onlar da konuşsa
23.1.2017
Büyüme gücümüzü kaybediyoruz
21.1.2017
Bizi büyüten düşmanlar
19.1.2017
Kim daha iyi para harcar?
18.1.2017
Devlet parasını söke söke alır
17.1.2017
Dolarda kafalar karışık
16.1.2017
Örtülü faiz artırımı maliyeti ve dolar oyunu
14.1.2017
Hukuk Devleti
12.1.2017
Dolardan sorumlu Bakan...
10.1.2017
Acı gerçek ve doların gücü
9.1.2017
İnançsal düzeyde ekonomik çıkmaz
7.1.2017
Sanayi 4.0 hep sıfır
5.1.2017
Acıyın iktisat öğrencilerine
3.1.2017
Köprü zamları
31.12.2016
Düşman parası ile düşman çatlattık
29.12.2016
Doların değeri ve büyümenin gücü
29.12.2016
Elektrikte yüksek fiyatla 1 ay daha
27.12.2016
40 yıl sonra elektrik kesintileri
23.12.2016
Güven kaybetmenin tehlikesi
21.12.2016
Ne dolar; ne faiz? Para yok para
17.12.2016
Kampanya sonuçları
15.12.2016
Özel sektör öldü; haberiniz yok mu?
14.12.2016
Revizyonist büyüme modeli
13.12.2016
Havadan %19,7 kazandık detayda %14,6 kaybettik
9.12.2016
Doları bozdurduk ama...
8.12.2016
Dolar da düştü bilim de...
6.12.2016
2019’u görürmüyüz?
5.12.2016
Dolar: Almalı mı- satmalı mı?
1.12.2016
Sayın Başbakanım dikkatinizi çekti mi?
29.11.2016
Turkcell Yönetim Kurulu SimClub oyunundan haberiniz var mı?
28.11.2016
Hep bana hep bana Rabbena
26.11.2016
Maliyeti halka yüklemek
23.11.2016
Gaz düşmeden doların gazı alınamaz
22.11.2016
Dolar nasıl düşer?
21.11.2016
TL’nin negatif ayrışmasında kritik çöküş tarihi
17.11.2016
Suçlu kim?
15.11.2016
Bazı muhatabların konuşması
14.11.2016
Merkez düşük faiz hayali kurarken...
12.11.2016
Lider tanıma yeteneğimiz
10.11.2016
Bir ülke var uzakta... Çalışmış ve başarmış
8.11.2016
Ne yapmalı?
7.11.2016
Ekonomik çıkmaz!
3.11.2016
Lütfen rakamlarla oynamayalım beyler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları