Kemal ÖZTÜRK

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Başkanlık sistemine tersinden bir bakış


11.1.2017 - Bu Yazı 213 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Başkanlık sistemi tartışmalarında tersinden bir okuma deneyelim. Sonuçlarından yola çıkarak, tersi bir durumda neler yaşayabileceğimizi düşünelim. O zaman bugünkü savunulan tezlerin ve Anayasa değişikliğine yüklenen anlamların neye mal olacağını daha iyi anlarız.


Bir CHP'linin doğru tespiti

CHP konuyu, 'varlık-yokluk, rejim sorunu, Cumhuriyetin yıkılması' meselesine kadar götürdü. Dün Meclis'te CHP grubu adına konuşan Deniz Baykal, hatırlayınız, 367 garabetiyle Meclis'i kilitlediği zaman da benzer konuşmayı yapmıştı. Sonra Meclis'in seçemediği Cumhurbaşkanını, halk referandumla seçti. Ve hiç de Baykal'ın dediği gibi kıyamet kopmadı, rejim de yıkılmadı.

Erdoğan'ın seçildiği gün, CHP'nin önemli isimlerinden, kamuoyu araştırmacısı Tarhan Erdem, “Başbakanlık koltuğuna Bilal Erdoğan bile otursa, bu sistemle sorun çıkar. Sistem tıkandı” diye açıklama yapmıştı.

Aslında o günden bu yana, yaşadığımız sorun tam olarak budur. Bürokrasi, devletin işletme sistemi alarm veriyor. Davutoğlu zamanında bu sistem tıkandı ve çökme noktasına geldi. Şu anda da bürokrasi yavaşladı, gevşedi, üretkenliği neredeyse sıfır noktasına geldi.

Bundan dolayıdır ki, Başbakan Yıldırım, dün Meclis'te son derece çarpıcı ve içten bir açıklama yaptı: “Bir gemide iki kaptan olmaz. Yürütmede iki başlılık olmaz. İki kaptan gemiyi batırır”. Burada duralım.

AK Parti'nin Başkanlığa yüklediği anlam

Meselemiz tam olarak Tarhan Erdem ve Binali Yıldırım'ın tespit ettiği gibidir. Yani sistem, bürokrasi ve devletin işleyişi büyük sıkıntı yaşıyor. Yani meselemiz teknik bir sorundur. Yönetsel olarak bu sorunu nasıl aşarız, nasıl sistemin işlemesini sağlarız bunun peşindeyiz aslında. MHP bu durumu gördü ve bir hamle yaparak öneride bulundu.

Peki CHP ne yaptı? Konuyu bir savaş durumuna, rejim meselesine getirdi. Bu tutum siyasetsizlik ve çaresizlik imajı veriyor. Büyük yanlış. Neden CHP de, 'evet sistem askeri rejim döneminden kalma kötü bir sistem. Benim de çözüm önerim budur' diyerek masada oturmuyor?

Buna mukabil, AK Parti'de bazı isimler başkanlık sistemini, ülkenin istiklali, bağımsızlığı, geleceği için olmazsa olmaz şartı olarak gösteriyor. Hatta AK Parti'yi savunduğunu söyleyip, ona en çok zararı veren birileri, 'Başkanlık sistemi gelmezse, terör durmaz' diyor. Tıpkı, “Başkanlık sistemi getirirseniz terör durmaz” diyenler gibi. Çok hatalı bir yaklaşım.

Bu arada tıpkı komisyonda yapılan değişiklikler gibi, bazı maddeleri Genel Kurul'da değiştirmeye açık olmak lazım. Bu hem tansiyonu düşürür, hem de ortak akla önem verildiğini gösterir.

Halk tersi bir karar verirse ne olacak?

Değişiklik, Meclis'te ve halk oylamasında kabul olursa CHP ne yapacak? Oylama ve referandum hukuka uygun mu? Evet. Peki bu durumda CHP, 'rejim sorunu, savaş nedeni, ölüm kalım meselesi” sözlerini nereye koyacak?

Halkın kararını kabul etmemek, 'parlamenter sistemle devam ediyorum' demek mümkün olmadığına göre, CHP ne yapacak? Bu yüzden, CHP'nin meseleyi varlık yokluk konumuna getirmesi büyük yanlış. Kendine bir çıkış kapısı bırakması gerekiyor.

Aynı durum AK Parti için de geçerli. Başkanlık sistemini teknik bir düzenlemeden çıkartıp, varlık-yokluk meselesine indirgeyen söylemden hemen uzaklaşması gerek. 'Başkanlık sistemi yüzünden üst akıl Türkiye'ye saldırıyor' diyen herkesi susturması, meseleyi olmazsa olmaz bağlamından çıkartması gerek. Aksi takdirde, Başkanlık sistemi kabul edilirse ama terör bitmezse, sorunlar çözülmezse, o zaman milletin karşısına 'üst akıl' retoriği ile çıkacak yüzü kalmaz.

Bu arada CHP ve AK Parti, savundukları tezlerin tersi bir karar çıkması durumunda, parti içi ve siyasi hayatta yaşanacak komplikasyonları da hesaba katıyordur umarım.

Bir çıkış kapısı ve B planı olması gerekir

Başkanlık sistemi gelse de, gelmese de uluslararası terör, ekonomik kriz, bölgesel sorunlar varlığını sürdürecektir. Sistem tıkanıklığı giderilirse, bunlarla daha hızlı ve güçlü mücadele edilebilir. Ancak sistem değişikliği ile terörü, uluslararası sorunları, rejim krizini ilişkilendirmek akla uygun değil.

Ankara'da gördüğüm şey, bürokrasinin durma noktasına geldiğidir. Bürokrasi demek, devlet çarklarının dönmesi, ülkede hayatın demek ettirilmesi demektir. Burada yeniden bir hareket, heyecan, enerji ve üretkenliği arttırmak, Başkanlık sistemiyle mümkün olabilir. Ancak yegane şey bu değildir.

Başkanlık sistemi Meclis'ten ya da referandumdan geçmemesi halinde, bürokrasi bu haliyle mi bırakılacak?. Sorunlarla mücadele edilmeyecek mi? Hayır. Buna da bir B planı hazırlamak lazım. AK Parti'nin de bir çıkış kapısına ihtiyacı var.

Başkanlık sistemi ya da parlamenter sistem tartışmasında tersten görülmesi gereken durum budur. Halkın vereceği karar, savunduğunuz tezin karşıtı olursa, o zaman manevra yapacak bir alan, çıkış için bir kapı bırakmak lazım.

Facebook Yorumları

reklam
28.3.2017
Şahit ailelerinin bilmediğimiz yönleri
24.3.2017
Bir insan hakları hikayesi MAZLUMDER
23.3.2017
Bu hayat Kürtlere reva mı?
22.3.2017
Dosttan, düşman yaratmak
21.3.2017
Kültürün sanayileşmesi
17.3.2017
Kürtlerin devleti
16.3.2017
Avrupa ile kavgada devlet aklı
15.3.2017
İslam Batı medeniyetine alternatif olabilir mi?
14.3.2017
Batı'nın utanç günlükleri
10.3.2017
Arınma yolunda Elizabeth ve ötekiler
9.3.2017
Lanet
8.3.2017
Avrupa’yla kavganın anatomisi
7.3.2017
Avrupa daha da kötüleşecek... Bizim stratejimiz ne?
3.3.2017
Sömürge hayatlar
2.3.2017
Siyaset ve medya ilişkisi
1.3.2017
Böyle bir zamanda ayrılıklar, çekişmeler, kavgalar
28.2.2017
ABD sokaklarında Nazi rüzgarı
24.2.2017
Türkiye’nin Amerika’daki görünümü
23.2.2017
Kendi çocuklarını yiyen kapitalizm
22.2.2017
AK Parti-MHP yakınlaşması, Kürtler ve ülkücüler
21.2.2017
Bir vizyon ve ekip ruhu hikayesi
17.2.2017
Büyük Türkiye hayali nasıl gerçek olacak?
16.2.2017
Türkiye’yi geleceğe hazırlamak
15.2.2017
Sessizce güzel şeyler yapanlar
14.2.2017
Siyasette ve medyada tez-antitez kavgası
10.2.2017
Siyasi liderlikte en önemli kriter
9.2.2017
Alternatif ihraç listesi
8.2.2017
Büyük sarsıntı geliyor, Türkiye buna hazır mı?
7.2.2017
Batıyı büyüten ve çökerten iki kavram
3.2.2017
Siyasette çaresizlik
2.2.2017
Adil olmak zordur
1.2.2017
AK Parti için referandumda 3 riskli konu
31.1.2017
Trump İslam dünyası için umut mu, kabus mu?
27.1.2017
Gençlere referandum için öneriler
26.1.2017
Yeni sistem ‘dengeyi’ nasıl bozuyor?
25.1.2017
Gazetecilikten geride kalan
24.1.2017
‘Kara leke’ sürülenlerin hikayesi
20.1.2017
“Siz yalancı medyasınız”
19.1.2017
Yeni sistem sorunlarımızı çözecek mi?
18.1.2017
Bürokratik oligarşinin ‘zaferi’
17.1.2017
Bu da geçer
13.1.2017
CHP’nin, HDP gibi siyaseten intiharı
12.1.2017
Büyüyen tehlike: Neo-Radikalizm
11.1.2017
Başkanlık sistemine tersinden bir bakış
10.1.2017
İhtiyatla yaklaşılacak dört konu
7.1.2017
İç çatışmayı önlemedeki samimiyet
5.1.2017
Cehalet ve şiddet arasında sıkışmak
4.1.2017
Teröre karşı şok dalgası nasıl oluşur?
3.1.2017
Teröre karşı sosyal politikamız var mı?
31.12.2016
“Post-Truth”, geleceğin medyası
29.12.2016
Yeni kriz: Suriyeli Kürtler
28.12.2016
Suriye’nin geleceği nasıl olacak?
27.12.2016
Atlantik Paktı, Avrasya Birliği ve bir üçüncü pakt
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları