Leyla İPEKCİ

Yeni Şafak GAZETESİ



Bookmark and Share

Çocuklar için: Gerçek erlerin savaşı


10.1.2017 - Bu Yazı 67 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 "Kapıdan sesler gelmeye başladı. Annem pencereye baktı sonra teröristler diye bağırdı, korkarak saklandık. Ama babam ile annem yerinden çıktı. Babam: “Yerinizden çıkmayın ve sessiz olun” dedi. Kapıyı açtılar. Bir tüfek sesi duyduk. Artık yalnızdık.


Teröristler içeri girdi. Birini bulamayınca çıktılar tabi. Muhammet'i kucakladığım gibi evden çıktım. Muhammet sustu ve bana baktı. Neyin var diye sordum. Bana: “Abla terörist ne?” dedi. “Ablacım” diye başladım. “Terörist, bize kötülük yapan, üstün ülkemizi elimizden almaya çalışan kişilere denir.”

Bu satırlar dokuz yaşındaki Nezahat'in bugün başladığı ve Suriyeli mülteci çocukların hikayesini anlatmak istediği romanından bir alıntı. Suriyeli çocuklar evlerinden çıkıp yollara düşüyor ve Türkiye'ye sığınıyorlar Nezahat'in romanında.

***

Bugünün çocuklarına öyle bir hayat sunuldu ki yıllarca. Konfor içinde yaşamalarını, seçimlerinde özgür olmak adına birer müşteri gibi istedikleri her şeyi satın almalarını ve böylece tatmin olmalarını bekledik.

Anne babalarına bir bardak su getirmeye üşenen çocuklar 15 Temmuz ve sonrasında artan terör olaylarının da etkisiyle yerlerinde duramıyor. Kıpır kıpırlar. Pamuk dedelerle, uyuyan prenseslerle hayatın hiçbir gerçekliğine yaklaşamayan çocuklar artık uyandı.

Terörden, savaştan bahsediyor, mağdurlara yardım etmeye çalışıyorlar. Nitekim Nezahat'e bir roman yaz dediğimde gönlüne ilk gelen ülkelerini terk etmek zorunda kalan Suriyeli çocukların başına gelen zorluklar oldu.

15 Temmuz sonrasındaki günlerden birinde, kapılarını çaldım. Yaz tatili son hızıyla sürüyordu. Akşam birlikte Beştepe'ye demokrasi nöbetine gidecektik. Nezahat kapıyı açtı, elinde Türk bayrağı: “Ya Allah bismillah...” Diyerek içeri girdi ve sonra da söylemekte olduğu şarkısına kaldığı yerden devam etti!

Ah dedim. İşte bugünün terkibi 'tam model' bir çocuk. Nezahat gibi pek çok çocukla farklı şehirlerde karşılaşıyorum. Meydanlara çıkıp elinde bayrak sallayarak teröristlere, işgalci ve darbecilere geçit vermeyen çocuklar artık gerçek kahramanların hikayelerini dinliyor, merak ediyor, sorguluyorlar.

Çocukların eline bayrağı bir zamanların Cumhuriyet mitinglerinde olduğu gibi farklı kesimlere düşmanlık yapacak bir silah gibi vermiş değil bu kez kimse. Etnik üstünlük gösterisi, ırkçılık, faşizm gibi gerekçelerle bir grubun diğerine gövde gösterisi yapmak için kullandığı siyasi sembol algısı da kalmadı artık bayrağın.

Bayrak içine çekilmeye çalışıldığımız terör ve savaş ortamında yüz yıl sonra yeniden herkes için 'bir' atan yüreğin çarpıntısı. İlk kez darlaşmıyor, genişliyor kalbimiz. Yürek oluyor. Nezahat gibi çocukların sayısı artıyor ve bir yandan kartopu oynuyor, bir yandan Suriyeli çocuklar üzerinde roman yazabiliyorlar!

***

Evet çocuklar artık hayatımıza terör saçan, bizi dehşete sürükleyip korkutmayı hedefleyen teröre yenik düşmüyorlar, çünkü ölmeyi göze alan kahramanları var.

15 Temmuz gecesi darbeci generali alnından vurarak darbe ve işgal girişiminin seyrini değiştiren ve çatışmada şehit düşen astsubay Ömer Halisdemir gibi.

Derik'de şehit olan ve bir anda Türkiye'nin vicdanına yerleşen kaymakam Muhammet Fatih Safitürk gibi. İzmir'deki adliye binasına düzenlenen saldırıda tecrübesi ve dirayetiyle çok sayıda insanın yaşamını kurtarıp şehit olan polis memuru Fethi Sekin gibi.

On yıllardır terörle mücadelede çıkan çatışmalarda kahramanlık gösteren onlarca isimsiz kahraman var. Birini diğerinden ayırmak haksızlık. Fakat yeni olan şu: Artık gerilla adı altında en hain pusularla sivilleri vuran sözümona özgürlük savaşçılarının itibarı iyice yıprandı. Barış mücadelesi adı altında masumları vuran teröristlerden kahraman çıkarmış ideolojilerin, siyasi akımların sonu hızla geliyor.

***

Artık bugünün çocuklarına ve gençlerine gerçek erlerin direniş ahlakı miras kalıyor. Bu sebeple Nezahat'in romanında yazdığı “terörist, bize kötülük yapan, üstün ülkemizi elimizden almaya çalışan kişilere denir” sözünü geniş anlamda ele alabiliriz. Evet bir yığın düşmanla boğuştuğunu sanan kişi, kendi nefsinin derinliklerinde düşman olarak benliğinden başka bir şey bulamayana dek şanlı bir zafer kazanmış olmuyor.

Yeryüzünün en kanlı savaşları nefsini en aşağıdaki mertebelerden en 'üstün'e çıkarma savaşıdır. Nefsini ruh kılma yolculuğu. Hz. Peygamber'in büyük savaş olarak nitelediği mücadele.

Nezahat'in 'üstün' ülkemiz dediği gönlü ihya etme yolunda her birimiz birer terörist gibi nefsimize zulmetmeye devam ediyoruz. Ta ki aşk eri olup katledinceye dek nefsimizi. Aşk subayı, aşk generali olana dek.

Facebook Yorumları

reklam
17.1.2017
2023 rüyasına gönülden bir tabir
14.1.2017
Türkiye’nin Ohal’inden hu halimize!
10.1.2017
Çocuklar için: Gerçek erlerin savaşı
7.1.2017
Kalbimizde yâre değen bir yara...
6.12.2016
Kültür politikasında hedef altın nesil değil altın insan olmalı
3.12.2016
Aşıklara ayna
29.11.2016
Antalya’nın dağına taşına ruh üfleyenler
26.11.2016
Yeni stratejik ittifakların ana teması
22.11.2016
‘Meçhul Asker’ anıtlarında bir kuş!
19.11.2016
‘Her aşık bir saraydır, içinde sultan gizli!’
15.11.2016
‘Özgür dünya’nın kendine tutsaklığı
12.11.2016
Kültürel havzaları uyandırmak
8.11.2016
Şiddete değil, demokratik siyasete mesafe!
1.11.2016
Kültür devrimi mi dediniz!
29.10.2016
‘Gönülliyet yönetimi’nin anayasası
26.10.2016
Gönlümüzdeki Batı vesayetinin çöküşü
25.10.2016
Yenikapı Ruhu veya Sevâdü’l-A’zam..
18.10.2016
Gerisi: Teori, analiz, anket, görüş, yorum, fikir, düşünce...
15.10.2016
“Gizli değil belliyiz şimdi, zaman içinde”
11.10.2016
Şehitlik mağduriyet değildir, hamaseti yapılamaz!
8.10.2016
Alıntıda değil yaşantıda Hu şiiri!
4.10.2016
Yenikapı ruhu kimlerin kıskacında!
2.10.2016
Savaşlar art niyetle başlıyor; hayatta da medyada da!
11.10.2014
Kobani'yle düşen değil, birleşen
02.09.2014
Kurumların ve duyguların restorasyonu
30.08.2014
Kadim medeniyetimize yeni bir şerh
26.08.2014
Tevhidî derinlik ve niyetler stratejisi
23.08.2014
Güzellik medeniyetinin izinde
19.08.2014
'En güzel sûret' ve medeniyet enstitüsü
16.08.2014
Güzel'in perdesi: Cehalet, gaflet, zulmet
12.08.2014
'Yeni Türkiye'nin sağlaması: Sivil anayasa
09.08.2014
'Nasıl bir Türkiye'nin cevabı oylarımızda
05.08.2014
'Söz kaderdir'
02.08.2014
Acıyı seyirlik kılmak da zulüm
29.07.2014
'Kim mânâ duyar ise...'
26.07.2014
Zalim ve mazluma dair...
22.07.2014
Senin tüm alemindir o çocuklarda kaybolan!
19.07.2014
Ramazan gecelerinin şahitliğinde
15.07.2014
Zulümle gelen zafer değil, yenilgi!
12.07.2014
Vizyon belgesi ve 'Yeni Türkiye'nin arzu sosyolojisi
08.07.2014
Geleceğin inşasında gönül ve devlet
01.07.2014
Ta derinlerde hiç değişmeyen...
28.06.2014
Balkanlar'ın 'yağmur öncesi' bulutları altında...
24.06.2014
Yüz yıllık parantezi kapatan simya
21.06.2014
'Bensiz bir ben' ve beşeri bilimler
17.06.2014
'Ulu benlik'lerle kurulamayan kalpler ittifakı
14.06.2014
Kalbin kemali ile toplumsal mutluluk arasındaki bağ
10.06.2014
İlahi benlik, toplumsal benlik ve 'biz'
07.06.2014
'Tevhid sosyolojisi' ve adalet algımız
03.06.2014
Şimdi ve burada bir 'biz' var mı?
31.05.2014
Yerliliğimizin 'çoğulcu ruhu'
27.05.2014
Kendine yabancı kalmışsan başkası da olamıyorsun!
24.05.2014
Benliğin lekeleri
20.05.2014
Gerçeğimizi esir alan şaibeler
17.05.2014
Peki içimizde süren faciayı kim sorgulayacak?
13.05.2014
Halis niyetlilerle kasıtlılar arasındaki uçurum
10.05.2014
Güzellik medeniyeti
06.05.2014
Çoğulcu hareket ve tek sesli seçkinci dil
03.05.2014
İçimizdeki kandillerin ışığında
29.04.2014
Adil hafıza ve 'hakkıyla unutmak'
26.04.2014
Sevemediklerin; nefsinden bir suret!
22.04.2014
Siyaset ve dostluk
19.04.2014
Kalbin mescitleri
15.04.2014
Ya Cumhurbaşkanını seçecek bizlerin ahvali?
12.04.2014
Twitter ırmağının derinliklerinde...
08.04.2014
AK Parti'ye oy verme gerekçeleri çeşitlenirken...
05.04.2014
Ya Rabbi samimiyetimizi arttır!
23.06.2012
Hep aynı elmayı uzatıyorum sana...
16.06.2012
Alevin miracı
10.06.2012
'Hiçlik' ve 'yeniden doğuş'
22.05.2012
Ateş; aşk ile değil öfke ile yaktığında...
16.05.2012
'Kötü' karakter ve 'güzel' roman!
12.05.2012
Kalemin ilhamları
08.05.2012
Işığın simyası
02.05.2012
İlahi aşk ve 'sanatçı'
24.04.2012
Paravon Dede'nin hikâyesi hepimizin
03.04.2012
Bir hayalim var
27.03.2012
Hem katlederken zevk alsın, hem mümin olsun!
20.03.2012
'Bu davanın tabii tarafıyız'
17.03.2012
Yalancı baharların yorgunluğu
13.03.2012
Anayasal sürecin çıkmazları
28.02.2012
Bugünlerin Çalışma Grubu
21.02.2012
Zorba da mazlum da, ipin aynı ucundaysa...
14.02.2012
Yorum suçluları, kanun suçluları
07.02.2012
Peki ya susan muhalefet?
24.01.2012
Yüz yıllık davalar düzeni
17.01.2012
12 Eylül'ün devamı: Hrant davası
10.01.2012
Güvenin bittiği yerde tazminat neye yarar!
03.01.2012
'Sessizliğin sesi'
31.12.2011
Birbirimiz için dua etsek biraz da!
27.12.2011
'Burada çok cevherler var!'
24.12.2011
Yılın en uzun gecesi Dersim'de...
20.12.2011
Evrensel zorbalık, göreceli suç
17.12.2011
Sıra, zulmedenlerin tanıklığında
13.12.2011
Ateş çocuklarına ağıt
10.12.2011
İstanbul'un yüzünde yeni gölgeler
29.11.2011
Yedikçe kadavralaşmamak için...
26.11.2011
Kavuşma arzusu
22.11.2011
Baasçılık ve Dersim nerede kesişiyor?
29.10.2011
Aynı duanın içinde
25.10.2011
Depremle sarsılıp kendimize dönmek
22.10.2011
Yarın yüzleşeceğimiz hakikatler için...
18.10.2011
'Hakikat, adalet, hafıza' hepimize lazım
15.10.2011
Dünyanın kâbusları ve rüyaları
11.10.2011
Erdoğan, Sarkozy ve hayatın sırlı alanları
08.10.2011
Başbakanlığının bittiği an(!)
04.10.2011
'Laiklik' ve 'ılımlı İslam' algıları hızla değişirken
30.09.2011
Yeni baharların tohumu
27.09.2011
Şiddete yeni gerekçe: AKP barış istemiyor!
23.09.2011
Demokratlar ve 'insanlıkmetre'
20.09.2011
Çoğulcu medeniyet, 'örnek' devlet
16.09.2011
Erdoğan'ı işitme biçimlerimiz (3)
13.09.2011
Tahrir meydanına açılan ara yollarda Kâbe (2)
09.09.2011
'Şimdi ve burada'nın anadilinde Kâbe (1)
06.09.2011
O halde artık kan dökmek meşru olsun(!)
03.09.2011
Çay kahve içip neyle savaşıyoruz?
30.08.2011
Bugünün ruhunda dirilen...
27.08.2011
Mogadişu'dan Medine'ye seher rüzgârı
23.08.2011
Merhametin İlahi yüzü
21.08.2011
İnsanlığın öteki yüzü hangimize bakıyor?
16.08.2011
'Uzun namlulu' dilin hedefindekiler
13.08.2011
Hama ile Tottenham arası kaç saniye?
09.08.2011
Keşke bir 'sivil barış örgütü'müz olsa
06.08.2011
Ömrümüzün dolunay gecesi
02.08.2011
Adaletin ironisi
30.07.2011
Zamanın belleğinde...
26.07.2011
Ölülerimizin özerkliği
24.06.2011
Meclis’e girmeyen barış umudu
17.06.2011
AKP’yi değerlendirme biçimleri!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.