Mensur Akgün

makgun@karar.com



Bookmark and Share

Güvenlik garantisi konusu


11.1.2017 - Bu Yazı 424 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Kıbrıs Türkiye için de, Kıbrıslı Türkler için de, dünyanın geri kalanı için de 1950’lerden bu yana sorun. 1959’da çözüm için bir düzen kuruldu ama ne yazık ki uzun ömürlü olamadı. Daha kurulduğu andan itibaren Rumlar o düzeni yıkmak, Yunanistan’la birleşmek için elinden geleni yaptı. 1963 sonunda toplumsal olaylar başladı. 1964 başından itibaren de Ada coğrafi olarak bölünme aşamasına geçti. 1974 müdahalesi bu bölünmeyi tamamladı.

1968 yılından bu yana da bölünme süreci durdurulmaya, Ada yeniden birleştirilmeye çalışılıyor. Şimdiye kadar denenmedik yöntem kalmadı desek yeridir. Neredeyse her BM Genel Sekreteri kendi adıyla anılan inisiyatifler geliştirdi, ABD planlar önerdi, Türkiye’ye baskı yapıldı, ambargolar uygulandı, izolasyonlar hayata geçirildi, liderler ise sayısız defa buluştu. Ama Ada bir türlü bütünleşemedi, taraflar birbirine güvenemedi.

***

Rum tarafı Türkiye’den, Türkler Rumlardan korktu. Her ikisinin de korkularını dengeleyecek bir çözüm önerisi masaya konamadı. Eğer tartışma konusu olan harita, dönüşümlü başkanlık gibi diğer tüm konularda uzlaşma sağlanmış olursa (ki zor gibi görünüyor), yarın Cenevre’de Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin de katılacağı görüşmelerle iki tarafın korkularını dengeleyecek bir çözüm önerisi üstünde çalışılacak, AB de müzakerelere gözlemci olarak katılacak.

Ancak bunun hiç kolay olmadığını belirtmek gerek. İki tarafın soruna bakışında ciddi farklılıklar var. Müzakereye açık olmakla birlikte Rum tarafı ve Yunanistan Türkiye’nin garantörlüğüne ve garantörlüğün göstergesi olan adada asker bulundurmasına karşı. Türk tarafı ve Türkiye ise hem garantörlük istiyor, hem de adada asker bulundurmak. Üstelik varılacak uzlaşmaya onay verecek KKTC vatandaşlarının ağırlıklı bir kesimi de güvenlik garantisi olmazsa olmaz diyor.

Ara formül bulunabilir mi, bulunan formül Rumları ve Türkleri tatmin eder mi yakında hep birlikte göreceğiz. Fakat 1960 Garanti ve İttifak Antlaşmaları “öngörüldüğü biçimiyle” çalıştırılacak olursa, günümüzdeki güvenlik ikileminin aşılmasına yardımcı olabileceğini belirtmek gerek. Belki garantinin kapsama alanı daraltılabilir, 1960’ın kaygısı olan Enosis ve Taksim’i dışlayan bir düzenleme düşünülebilir. Ama Garanti ve İttifak Antlaşmalarının birlikte kurguladıkları denge pek çok derde deva olabilir. Çünkü zamanında kurulamayan, şimdi istenirse kurulabilecek olan sistem İttifak Antlaşması çerçevesinde (Ek Protokol 2) üçlü bir bakanlar komitesi oluşturulmasını, ittifakın tarafı olan Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuracağı askeri “Üçlü Karargahın” bu komiteye karşı sorumlu olmasını öngörmekte. Daha da önemlisi temelde dışarıdan gelecek tehditlere karşı kurgulanmış olan İttifak Antlaşması tıpkı Garanti Antlaşması gibi Kıbrıs Cumhuriyeti’nin fiilen askıda ama hukuken yürürlükte olan anayasasının da parçası.

***

Unutmayalım ki nihayetinde yeni bir devlet kurulmuyor; çalışmayan, çalışmadığı için çöken, çöktüğü için müdahaleye ve coğrafi bölünmeye uğrayan, Denktaş-Makarios, Denktaş-Kyprianou Doruk Anlaşmaları ile federasyon temelinde tekrar birleştirilmeye çalışılan bir devletten söz ediliyor. 2004 yılındaki “bakire doğum” metaforu da geçerli olmadığına göre, 1959-60 temelinde iki kesimli ve iki toplumlu olarak yeniden kurgulanacak olan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin (bu kez başında büyük olasılıkla “Birleşik” kelimesiyle) Garanti ve İttifak anlaşmalarını bir şekilde içermesi normal.

Eğer o da olmuyorsa güvenlik garantisine en çok ihtiyaç duyan Türklerin onay verdiği, Türkiye’nin desteklediği Annan Planı’ndaki düzenleme de bir çıkış noktası sağlayabilir. Hatta Annan Planı’nın içerdiği askeri varlık ve silahlı kuvvetlerin aşamalı olarak çekilmesi formülü de revize edilebilecek garanti ve ittifak sistemi içine yerleştirilebilir. Doğal olarak başka formüllerin de bulunması Kıbrıslı Türklerin ve Türkiye’nin güvenlik endişelerinin tatmin edilmesi mümkün. Yeter ki masadaki muhataplar önce diğer sorunları çözme iradesi sergilesin, sonra da Rumlar ve Yunanistan güvenlik endişelerinin ciddi olduğunu görsün…   

Facebook Yorumları

reklam
10.12.2017
Kudüs’ün statüsü
6.12.2017
ABD Büyükelçiliği sorunu
3.12.2017
Kuzey Kore’nin son denemesi
29.11.2017
Umut vaat eden gelişmeler
19.11.2017
Bir krizin ardından
15.11.2017
Boğazlar hakkında bir hatırlatma
12.11.2017
Kendi kaderini belirleme üstüne
8.11.2017
Yeni bir istikrarsızlık riski
1.11.2017
Balfour Deklarasyonu 100 yaşında
30.10.2017
Katalonya krizi derinleşirken
25.10.2017
Dünya siyasetinde mükemmeli aramamak
22.10.2017
Mızrak çuvala gerçekten sığmıyor
18.10.2017
Üyeliği değil, ilişkileri düşünme zaman
15.10.2017
Bu kez de İran yüzünden
11.10.2017
Yeni bir yöntem gerek
8.10.2017
Katalonya sonrası
4.10.2017
iyi şeyler de oluyor..
1.10.2017
Katalonya referanduma giderken
27.9.2017
Irak’ın toprak bütünlüğünü savunmak
24.9.2017
Dengeli bir açıklama..
17.9.2017
Astana’dan Cenevre’ye
13.9.2017
Referanduma tepki
6.9.2017
Hidrojen bombası
3.9.2017
Rohingyalar için ne yapabiliriz
30.8.2017
Dünyaya nasıl bakmalı?
28.8.2017
SETA’nın Fırat Kalkanı raporu
23.8.2017
Thucydides tuzağı
20.8.2017
Otonom silah sistemleri
16.8.2017
ABD, Venezuela’ya müdahale eder mi?
13.8.2017
Kriz kontrolden çıkarsa
6.8.2017
AB ve ABD arasında yeni bir sorun
2.8.2017
Dmitri Trenin karamsar değil
30.7.2017
Zamanı geriye sarmak mümkün değil ama…
26.7.2017
722 sayılı yasa taslağı
23.7.2017
Türkiye'de dış politika algısı..
19.7.2017
Altı cephede savaş
16.7.2017
Bir yılın ardından
12.7.2017
Musul kurtarıldı...
9.7.2017
Bir tur daha bitti
2.7.2017
Türkiye’nin askeri varlığı
25.6.2017
Körfez gerilimi tırmanırken
21.6.2017
Son bir deneme?
14.6.2017
Michael Pence’i daha iyi tanımamız gerekebilir…
11.6.2017
Trump Doktrini
7.6.2017
Katar krizi
4.6.2017
Mülteci sorunu
31.5.2017
Atlantik İttifakı zayıflarken…
28.5.2017
NATO ile müdahale
24.5.2017
Trump değişti mi?
22.5.2017
İlk turda seçildi
21.5.2017
İlk turda seçildi
17.5.2017
‘Din’ anlayışımız üzerine
14.5.2017
53 yıl sonra bir ilk…
10.5.2017
Avrupa derin bir nefes aldı
7.5.2017
Taksit-taksit barış
3.5.2017
Yeni bir fırsat penceresi
30.4.2017
Makedonya krizi
23.4.2017
Bitirilemeyen bir savaş
19.4.2017
Bardağın dolu yarısı
16.4.2017
17 Nisan’ın gündemi
9.4.2017
Amerika’nın müdahalesini anlamlandırmak
5.4.2017
Sisi’nin Washington ziyareti
2.4.2017
Lavrov’dan önemli açıklamalar
29.3.2017
60 yaş krizi
22.3.2017
IŞİD yenilirken...
19.3.2017
Suriye’nin ekonomik geleceği
15.3.2017
Hollanda’nın seçimi
12.3.2017
Sağduyuyu seslendiren iki Filistinli
8.3.2017
Türkiye’nin beklentileri
5.3.2017
Yalnız kurtlar…
1.3.2017
Makul sorular...
26.2.2017
İmkansızı başarmak zordur
24.2.2017
Trump’ın yararı ve zararı
19.2.2017
Suriye anayasası için beklenmeli mi?
15.2.2017
Suriye sorununun bir başka boyutu: Askeri hizmet veren şirketler
12.2.2017
Myanmar’da etnik temizlik
10.2.2017
Dış politikada olumlu gelişmeler
5.2.2017
Öncelik farkları ve Suriye
1.2.2017
Sabırlar tükeniyor…
29.1.2017
Trump’ın ilk haftası
25.1.2017
İçerdiğinden fazla anlam yüklemek
22.1.2017
İlklerin başkanı işbaşında…
18.1.2017
Sorun ‘işgal’ sorunu değil…
15.1.2017
İyi bir başlangıç
11.1.2017
Güvenlik garantisi konusu
8.1.2017
İncirlik Üssü kapanır mı?
4.1.2017
Bir terör saldırısının ardından
1.1.2017
Bol sorunlu bir yılın ardından
25.12.2016
Ölüm ilanlarından PKK-PYD ilişkisine
21.12.2016
Sağduyulu bir kriz yönetimi
19.12.2016
Ankara Ortadoğu’nun Helsinki’si olamaz mı?
14.12.2016
Terör destekçilerine karşı…
11.12.2016
Kıbrıs Türkleri ve izolasyonlar…
7.12.2016
İtalya’nın referandumu
4.12.2016
Haftanın olumlu gelişmeleri
30.11.2016
‘Popülist’ siyaset yükselirken…
27.11.2016
Bir asimetri olarak AB-Türkiye ilişkileri
23.11.2016
Nokta mı, virgül mü?
20.11.2016
Madalyonun diğer yüzü
16.11.2016
Dünya siyasetinin parametreleri değişirken…
13.11.2016
ABD başkanını seçti.
9.11.2016
Trump seçildiyse…
6.11.2016
Clinton seçilirse…
3.11.2016
Trump mı, Clinton mı?
26.10.2016
Kimse mucize beklemesin…
23.10.2016
Önleyici müdahale hakkı
19.10.2016
Bugünü değil, geleceği konuşuyoruz...
17.10.2016
Musul neden önemli?
12.10.2016
Çıkarlar örtüşmezse…
9.10.2016
İlke doğru, zaman ve zemin yanlış…
5.10.2016
Sorunun ekseni kaydığında…
2.10.2016
Bir yılın bilançosu…
28.9.2016
BM’ye fazla mı önem atfediyoruz?
25.9.2016
Söz çok ama sonuç yok…
21.9.2016
Kıbrıs’ta çözüm ve Türkiye
18.9.2016
AB’nin Bratislava zirvesi
16.9.2016
Yeni yönetime hazırlık...
14.9.2016
Ateşkes yürürlüğe girdi
13.9.2016
Ataşkes tutarsa...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları