Zekeriya Kurşun

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Yeni sistemde politika üretme kurulları


12.7.2018 - Bu Yazı 59 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni döneminin başlamasına ve tabii olarak yeni bir sisteme şahit oluyoruz. Sistem netleşip yerine oturuncaya kadar hepimiz sabırla beklemeli ve sorumluluk üstlenenlere kendilerini kanıtlamaları için zaman vermeliyiz. Kimine göre reform, kimine göre icraat veya eski bir tabirle “iş kabinesi” diye isimlendirilen yeni kabineden acil beklentilerimi geçen yazımda kalem almış ve iki konuya vurgu yapmıştım. Eğitim ve özellikle yükseköğretimin ülke gerçeklerine göre yeniden ele alınması ile yargının işleyişinin hızlandırılmasının aciliyetine değinmiş idim. Kendisi de bir eğitimci olan ve kabinede yer alan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk daha ilk günden beklentileri yukarı çekti. İlk açıklamaları ile olumlu tepki alan sayın bakanın eğitim alanındaki yeni reformlarını sabırla takip edeceğiz. Aynı sabrı kuşkusuz yargı için de göstereceğiz.

CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİNDE KURULLAR

Yeni sistemde kurulan ofislerin ve kurulların da en az icracı bakanlıklar kadar büyük bir önem arz edeceği anlaşılmaktadır. Henüz sadece kurulların isimlerini biliyoruz. Çalışma esasları, görev ve yetkileri, teşkilat yapıları ortaya çıktıkça beklentilerimizi de dillendireceğiz. Bilim, teknoloji, yenilik; eğitim öğretim; ekonomi, güvenlik ve dış politika; hukuk politikaları; kültür-sanat; sağlık ve gıda; sosyal ve yerel yönetim politikaları adı altında oluşturulan bu kurulların işletilmesi halinde yeni sistemin belkemiği olacaklarında kuşku yoktur. Bu kurullar eğer “ehliyet ve liyakat” sahibi, alanında donanımlı isimler ile desteklenirse; yapacakları araştırmalar, hazırlayacakları raporlar ve önerecekleri politikalar ile sistemi besleyeceklerdir.

Ancak benim bir başka beklentim ise bu kurullarda çeşitli statülerde yer verilecek gençlere ülkenin ihtiyaç duyduğu alanlar için yetişmelerine imkân sağlanmasıdır.

Her vesile ile birçok konuda uzmanlığa önem vermediğimiz dillendirilir. Veya bir konuda uzmanlaşmaya başlayan yetenekli birinin o alanda tutulmayıp başka alana kaydırılması, uzmanlığı engellediğinden söz edilir. Kaht-ı rical devirlerinden kalma bu anlayış, devletlerin ve sistemlerin zevalini getiren en önemli sebeplerdendir. Eğer bu kurullar daha teşkilatlanma aşamasında bunu dikkate alır ve planlamalarını buna göre yaparlar ise Türkiye’nin kısa zamanda pek çok alanda yetişmiş uzmana sahip olacağında şüphe yoktur. Üstelik son yıllarda gerek yurt içinde ve gerekse yurt dışında çeşitli alanlarda yetişmiş genç uzman adayı potansiyelimiz de mevcuttur.

Sözgelimi Güvenlik ve Dış politikalar Kurulu mutlaka bu alanda yetişmiş insanlardan oluşurken; bunların aynı zamanda eleman yetiştirmelerine de imkân verilmelidir. Son zamanlarda bütün dünyada önemli ve yeni bir alan olarak gündeme girip, hızla gelişme gösteren “güvenlik politikaları” konusunda maalesef yeterli uzmanımız olmadığı gibi; dış politikada da uzmanlaşmış meslek memurları da bulunmamaktadır. Türkiye’nin tarihi derinliğini teşkil eden coğrafya, gönül coğrafyası ve nihayetinde Türkiye’nin yeni bir dünya kurma potansiyeline sahip olduğuna inanan mazlum coğrafyaların uzmanlarından yoksun olduğumuz aşikârdır. Nerede Ortadoğu uzmanlarımız, nerede Afrika uzmanlarımız? Orta Asya, Balkanlar konusu bir başka eksik alanımız değil mi? Aslında bu durum yarım asırdan fazla içinde yer almak için mücadele verdiğimiz Avrupa Birliği için de geçerlidir. Verilen bunca siyasal mücadeleye oranla Türkiye, AB müktesebatını hakkıyla bilen ve anlayan yeterli uzman yetiştirememiştir.

KURULLAR, ÜNİVERSİTELER VE DÜŞÜNCE KURULUŞLARI

Yeni oluşacak kurullar, hem bu konuda daha önce çalışmış araştırmacılar, uzmanlar ve bilim adamlarını da sistemin içine çekmeli ve hem de ilgilendikleri alanlarda uzmanların yetişmesine katkı vermelidirler. Ayrıca üniversitelerde bu kurulların ilgi alanına giren, enstitü, bölüm, araştırma ve uygulama merkezleri ile işbirliği geliştirilerek, bu kurumların da sisteme ve ihtiyaca uygun uzman yetiştirmeleri sağlanmalıdır. Zira üniversitelerimizde bugüne kadar bu ihtiyacı duyarak kuruluşunu tamamlamış ama yapacağı işin değerlendirilmeyeceği endişesiyle veya yeterli imkân bulamaması nedeniyle işe başlamamış bir hayli atıl birimler bulunmaktadır. Cumhurbaşkanlığı Politika Kurulları sayesinde bu birimlere da canlılık kazandırılması mümkündür.

Kurulların çalışma alanları ile ilgili Türkiye’de son yıllarda varlık göstermiş düşünce ve sivil toplum kuruluşları da bulunmaktadır. Bu gönüllü kuruluşların tecrübesi mutlaka kullanılmalı ve hatta potansiyelleri geliştirilip, kurulların çalışma alanlarına katkı vermeleri sağlanmalıdır. Yıllardır tamamen gönüllülük esası üzerine, kalkınma, dış politika, güvenlik, Ota-Asya, Balkanlar, Ortadoğu ve Afrika konularında çalışan ve Türkiye’nin bu coğrafyalarda görünürlüğünü sağlayan bu kuruluşlar, talep edilmesi halinde yeni kurullar ile de çalışmaya hazırdırlar.

Yeni sistem herkese bir sorumluluk yüklemektedir. Bu yüzden Yeni Türkiye için herkes elini taşın altına koymalıdır.

Facebook Yorumları

reklam
16.7.2018
15 Temmuz ibretlik halimizi değiştirdi: Unutmayalım!
12.7.2018
Yeni sistemde politika üretme kurulları
9.7.2018
Yeni hükümet sisteminden beklentiler
5.7.2018
Suriye-Ürdün sınırında Der’a’dan yükselen feryat
28.6.2018
Yeni devir ve ‘kültürel inşa’ mecburiyeti
21.6.2018
Seçim sistemlerimiz ve yüzde elli bir
18.6.2018
Bayram’ı hak ettik mi?
4.6.2018
Yüzyıl önce Hoy’da bir ramazan ortası
31.5.2018
İslam ülkelerinin ortak tarihi: Fetih ve Fatih
28.5.2018
Şantajcı Batı basını ve II. Abdülhamid
24.5.2018
Filistin neresidir, Kudüs ne taraftadır?
21.5.2018
İİT İstanbul toplantısı ve Kudüs’ün geleceği
17.5.2018
Kudüs’ü unutmayın, sadece unutmayın!
10.5.2018
Ortadoğu, Balkanlar ve Aliya İzzetbegoviç
3.5.2018
İran Türkiye’yi merak ediyor
30.4.2018
Hariciyeci mi, hariç mi?
23.4.2018
Arap Ordusu mu Arap Lejyonu mu?
16.4.2018
Suud Veliahdı’nı Türkiye’ye davet ediyorum
9.4.2018
Osmanlı’da Vehhâbîlik
5.4.2018
Suud veliahdı Muhammed bin Selman ne diyor?
26.3.2018
Tarihin en zor on beş yılı
12.3.2018
Türk Arap ilişkilerinde Zeytin Dalı
8.3.2018
Körfez’de sahneye yeni filmler konuluyor
5.3.2018
Halifelik kaldırıldı mı?
19.2.2018
ABD Afrin ve Menbiç’te ne yapabilir?
12.2.2018
İnsan mı Sultan mı?
1.2.2018
Saddam, Kaddafi, Esed ve Soçi
8.1.2018
Türkiye dünya gündemini takip edebiliyor mu?
1.1.2018
Türkiye’nin yüzyıl önceki ve yüzyıl sonraki gündemi
25.12.2017
Türkler ve Araplar tarihlerini yeniden okumak zorundadır
11.12.2017
Kudüs’ün statüsünü kim belirleyebilir?
13.11.2017
İslam dünyasında siyaset ve toplumsal cinsiyet meselesi
7.11.2017
Suudi Arabistan’da iç hesaplaşma mı yaşanıyor?
30.10.2017
Türkiye Cumhuriyeti’ni 100. yıla hazırlama kılavuzu
26.10.2017
ABD’nin eski konsolosluk elemanını kurtarma operasyonu
23.10.2017
Türkiye’nin “Kerkük Meselesi” yoktur
19.10.2017
Filistin devleti Gazze'de mi kurulacak?
16.10.2017
Türkiye’nin İdlib’te ne işi var, harekattan neler beklenebilir?
12.10.2017
Türkiye ABD ilişkilerinde medler ve cezirler
9.10.2017
Kral Selman’ın Rusya ziyareti ve değişen bölgesel güvenlik dengeleri
5.10.2017
İbret almazsan ibretlik olursun: İdrisî’nin kısa hikâyesi
2.10.2017
Devletçilik oyunu mu, devletler oyunu mu?
28.9.2017
İhanete prim vermek Türkiye’nin geleceğini rehin almaktır
21.9.2017
Barzani Kürtleri ateşe mi atıyor?
18.9.2017
Üniversiteler dış politikaya ne kadar katkı sunuyor?
14.9.2017
Ortadoğu’da yeni düzeni hangi değer belirleyecek?
11.9.2017
Körfez krizinde eski ve yeni düzen: Diplomasi ve genç liderler
7.9.2017
Hac, siyaset ve meşruiyet
5.9.2017
Türkiye’nin bölgesel ve küresel krizlerde alternatif arayışları
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları